KindyROO Potansiyeli Açma Programı Araştırması

Program:

Potansiyeli açma programı, Margaret Sassé (KindyROO Kurucusu), Marianne Schriever (Nöro-gelişimsel Danışman) ve Dr. Jane Williams (KindyROO Genel Müdürü) tarafından geliştirilmiştir.

Program, beynin yönetimsel fonksiyonlarına temel oluşturan duyusal entegrasyon, refleks inhibisyonu, motor gelişim ve algısal gelişimi kapsar.

İlkokula hazırlıktan 6. sınıfa kadar olan (5-11 yaş) ve her gün, 25’er dakikadan oluşan program, çocukların nörolojik gelişimlerine odaklanarak potansiyellerini açmak üzere tasarlandı.

Araştırma:

2011-2014 yılları arasında Victoria, Avustralya’daki ilkokullarda uygulanarak programın faydası araştırıldı. Sonuçlar program öncesi ve program sonrası olacak şekilde NAPLAN skorları ile ölçümlendi. NAPLAN Avustralya’nın ulusal değerlendirme programıdır ve standardize testleri bulunur.

Araştırma sonucundaki bulgular KindyROO programının tartışılmaz başarısını ortaya koyuyor.

Sonuçlar:

Araştırma kapsamında 1.sınıf çocukları, 25 dakikalık günlük aktif hareket programına katıldılar. Birçok alanda gözle görülür gelişmeler oldu: Gelişimsel yaş ve beceri, sosyal beceriler, sınıf ve okul bahçesindeki davranış, okuma ve sayısal beceriler, duygusal denge ve okuldan aldıkları keyif.

Çocuk sayısı Ortalama Gelişimsel Yaş – Program Öncesi Ortalama Gelişimsel Yaş – Program Sonrası
Çocuk (n=42) 5,6 8,85
(Gerçek ortalama yaş: 6,4) (Gerçek ortalama yaş: 7,25)

Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, gerçek yaş ortalaması 6,4 iken, 5,6 yaş gelişimi gösteren 42 çocuk, sadece 10 ay süreyle KindyROO Potansiyeli Açma programına katıldıklarında, gerçek yaşları 7,25 olmasına rağmen gelişimsel yaşları 8,85e çıkmıştır.

Bu 10 aylık sürede gelişimlerinin de 10 aylık gelişmesi beklenirken 2 yıldan fazla bir ilerleme olmuştur.

Üstelik gelişme sadece tek bir çocukta değil, sınıftaki tüm çocuklarda gözlenmiştir.

naplan-grafik 2011’de program öncesi öğrencilerin %79’u Bant 4 üzeri sonuçlar çıkartırken, potansiyeli açma programı sonrasında öğrencilerin %92’si Bant 4 ve üzeri sonuçlar almıştır.

anthony-cizim Resimde Anthony adlı öğrencinin test öncesi ve test sonrası çizimleri görülüyor. Test öncesi gerçek yaşı 7 yıl 1 ay iken çizimleri 5.3 yaş seviyesinde idi. KindyROO programı sonrası, gerçek yaşı 7 yıl 10 ay olduğunda çizimleri 11 yaş seviyesine ilerledi.

Sadece test sonuçları değil, öğretmenler de sınıflarındaki tüm çocuklarda birçok alanda gelişmeler gözlemlediklerini bildirdi:

  • Hem sınıfta hem okul bahçesindeki davranış & başkaları hakkında farkındalık
  • Elindeki işe konsantrasyon ve dikkat
  • Fiziksel beceri ve dayanıklılık
  • Sayısal ve sözel beceriler
  • Duygusal denge
  • Yönetimsel fonksiyonlar:
    • Hafıza (bilgiyi akılda tutarak sonradan kullanma)
    • Zihinsel esneklik (farklı işler arasında değişiklik yapabilme)
    • Kontrol becerileri (dikkatini, davranışlarını, düşüncelerini ve duygularını kontrol)

Bu alanlarda çocukların gerçek yaşlarından çok daha üst seviyede performans gösterdiği gözlendi.

Fiziksel Kondisyon Bileşenlerinin Gençlerde Akademik Performans Üzerindeki Bağımsız ve Birleşik Etkileri

(Independent and Combined Influence of the Components of Physical Fitness on Academic Performance in Youth, The Journal Of Pediatrics, 2014)

Amaç:

Fiziksel kondisyon bileşenlerinin gençlerde akademik performans üzerindeki bağımsız ve birleşik etkilerini incelemek.

Metodoloji:

Bu kesitsel çalışmada 6-18 yaş arası 989’u kız, 2038 genç kullanıldı. Kardiyo-respiratuar kapasite 20m hızlı koşu testi ile ölçüldü. Motor beceri; hareket hızı, çeviklik ve koordinasyon ölçen 4x – 10m hızlı koşu testi ile değerlendirildi. Kas gücü z-skoru el kavrama gücü ve ayakta uzun atlama mesafesi ile ölçüldü. Akademik performans, 4 indikatör kullanılarak okul kayıtları ile ölçüldü: Matematik, dil, matematik&dil ortalaması, genel not ortalaması.

Sonuçlar:

fiziksel-kondisyon-grafik-1 Kardiyorespiratuar kapasitenin ve motor becerinin, tüm akademik başarı kriterleriyle ilişkili olduğu gözlendi – kondisyon ve kilolu olma indikatörleri düzeltildiğinde bile (tüm P<0,001). Fakat tekil olarak kas gücünün akademik performans ile ilişkisi olmadığı gözlendi. Ayrıca risk gruplarında, akademik performansta düşük kardiyorespiratuar kapasite ve düşük motor becerinin birleşik yan etkisi gözlendi. Çalışma özellikle motor becerinin akademik başarı ile doğrudan ve çok güçlü bir ilişkisi olduğunu kanıtlıyor.

fiziksel-kondisyon-grafik-2

Motor beceri ve akademik performans arasındaki ilişkide iki farklı nöromekanizma yatıyor olabilir. İlk olarak, motor beceriler synaptogenesisi – yani sinapsların çoğalmasını sağlar, beyin türevli nörotrofik faktörü artırarak nöron canlılığını ve işlevlerinin sürdürülmesini sağlar, tirozin kinaz reseptörlerini artırır ve motor korteksi düzenler. İkincisi, motor becerilerde omuriliğin payı çok önemlidir. Böylece, motor beceri ile sağlanan koordineli beyin hücresi değişimleri sayesinde zihinsel gelişim destekleniyor olabilir.

Yüksek motor beceriye sahip olanların yüksek akademik performans göstermesini açıklayan bir diğer unsur ise motor becerilerde ihtiyaç duyulan zihinsel işlemlerdir. Başka bir açıklama da şu olabilir; neoserebellum ve dorsolateral prefrontal korteks ortak aktivasyonu ile hem motor hem zihinsel performans için benzer beyin yapıları kullanılıyor.

4 Yaş Çocuklarında Motor Gelişim Zihinsel Beceriyi Öngörüyor

(Motor Proficiency Predicts Cognitive Ability in Four-year-olds, European Early Childhood Education Research Journal, 2015)

Amaç:

Okul çağındaki çocukların motor ve zihinsel gelişimleri arasındaki ilişki daha önce birçok araştırma ile kanıtlanmış bir gerçek, fakat daha küçük yaşlar için çok az araştırma bulunuyordu. Bu araştırmanın amacı, ileriki yaşlar için kanıtlanmış olan motor ve zihinsel beceriler arasındaki ilişkinin 4 yaş grubu için de geçerliliğini araştırmak.

Metodoloji:

4 yaşında 32 çocuk (15 erkek, 17 kız) seçildi. Motor beceri için Bruininks-Oseretsky Testi (BOT-2) uygulanarak 4 alanda ölçüm yapıldı: İnce Manuel Kontrol (FMC), Manuel Koordinasyon (MC), Vücut Koordinasyonu (BC) ve Güç&Çeviklik (SA). Zihinsel beceri için, Sözel, Sözel olmayan ve IQ alanlarında Kaufman Brief Zekâ Testi (KBIT-2) uygulandı. Sözel zekâ; kelime dağarcığı, anlama ve geçmişteki tecrübelerden edinilen bilgileri kapsarken, sözel olmayan zekâ, olaylar arasındaki mantıksal ilişki ile ilgili anlayıştır.

Sonuçlar:

Motor ve zihinsel beceriler arasındaki korelasyon analizi sonuçlarına göre:

  • Vücut koordinasyonunun sözel zeka (.45) ve IQ (.51) ile anlamlı korelasyonu bulundu.
  • Manuel koordinasyonunun IQ (.55) ile anlamlı korelasyonu bulundu.
  • Total motor becerisinin hem sözel zekâ (.49) hem sözel olmayan zekâ (.40) hem de IQ (.58) ile anlamlı korelasyonu bulundu.

Yapılan regresyon analizi sonucunda ise total motor beceri; sözel zekâ (%24), sözel olmayan zekâ (%16) ve IQ’yu (%34) öngörebiliyor.

Manuel koordinasyonun IQ’yu direkt olarak öngörmesi dolayısıyla, 4 yaşına gelmiş bir çocuğun nasıl gelişmekte olduğu ve ellerini kullanma ile ilgili öğrenme becerilerinin (Düzgün bir şekilde kalem tutup çizim yapabiliyor mu?) hangi seviyede olduğu önem taşır. Motor koordinasyon ile beynin dil gelişiminden sorumlu bölgesindeki nöral bağlantılar uyarılır. Belki de motor gelişimin sözel zekâ ile direkt ilişkili olması bu yüzdendir.

Bu konu ile ilgili Murray et al. (2006) tarafından yapılan bir araştırmada, kişinin 1 yaşındaki motor gelişimi ile 33-35 yaşları arasındaki motor becerilerinin ilişkisi araştırıldı. Bebeklikteki erken kaba motor gelişiminin yetişkinkenki beceriler ile direkt ilişkisi bulundu. Bu araştırmanın sonucu da öneriyor ki gelişen motor fonksiyonlar ile ilgili nöron bağlantıları erken ve daha hızlı oluşturulursa, ileriki daha karmaşık zihinsel süreçler için gereken kompleks bağlantıların oluşumu desteklenmiş olur.

Bu sonuçlara göre motor beceri gelişimi zihinsel gelişim ile ilişkilidir ve bu yüzden erken çocukluk döneminde motor beceri gelişimi sağlamak çok önemlidir.

Motor Gelişim Seviyesindeki Farklılıklar ile Matematik Becerilerindeki Farklılıklar Paralellik Gösterir mi?

(Mathematical Skills and Motor Life Skills in Toddlers: Do Differences in Mathematical Skills Reflect Differences in Motor Skills?, European Early Childhood Education Research Journal, 2015)

Amaç:

2 yaş 9 aylık çocuklarda erken matematik becerileri ve motor gelişim becerileri arasında olası ilişkileri araştırmak.

Metodoloji:

Bu araştırmada 2 yaş 4 aylık olan 450 çocuk incelendi. Çalışma, amacı 2,5-10 yaş arası çocukların gelişimleri ile ilgili bilgi edinmek olan uzun soluklu Stavanger Projesinden taban datasını aldı. Çocukların matematiksel ve motor becerileri, yapısal gözlemleme yoluyla, doğal ortamlarında, her çocuk için 3 ay süreyle ayrı ayrı çalışan 2 gözlemci ile yapıldı.

Matematik becerisi “The Mathematics, the Individual and the Environments” [MIO] kaynağı kullanılarak yapıldı. MIO, 6 bölümden oluşuyor; Sayma&sıralama, numaralandırma, şekil&alan, seri&sıra, matematik dili, mantık yürütme. Bu 6 bölüm de 6’şar maddeden oluşuyor – toplam 36 madde. Her madde için 0, 1, 2 puan veriliyor ve maksimum puan 72. Motor becerisi ise “The Early Years Movement Skills Checklist” [EYMSC] kullanılarak ölçümleniyor. (Chambers and Sugden 2006). EYMSC, 4 bölümden oluşuyor: Kendi işini yapma becerileri, masa başı becerileri, genel sınıf becerileri, rahatlama alanı becerileri.

Sonuçlar:

Yaşı daha büyük çocuklar ile yapılan diğer araştırmalarla paralellik gösterecek şekilde, sonuç olarak matematik ve motor becerileri arasında güçlü bir ilişki gözlendi. Zayıf, orta ve güçlü motor becerisine sahip çocuklar matematikte de zayıf, orta ve güçlü beceri seviyesi gösterdiler.

motor-gelisim-grafik-1

Yaklaşık 4-5 yaştaki matematiksel beceri, kişinin sonraki yaşamındaki matematik becerisinin göstergesi oluyor.

2-5 yaş çocuklarının matematiksel becerileri, fiziksel (vücutsal ve algısal-motor) tecrübelerin şekil, alan, sıralama gibi matematiksel konseptler ile olan ilişkisinden ileri geliyor. Matematikte çok önemli yeri olan mantık yürütme de alan becerileri ile ilişkilidir.

Gelişmiş ince motor becerisi olan çocuklar nesneleri daha kolay manipüle edebiliyorlar. Böylece beyinlerinde hem alansal kavramlar hem de nesnelerin zihinsel resimleri ince motor becerisi zayıf olan çocuklara göre daha iyi oluşuyor.

Bir çocuğun motor becerilerinin desteklenmesi ona farklı alanlarda da fayda sağlar. Yeterli motor gelişim seviyesi olan çocuklar fiziksel ve sosyal çevrenin getirdikleri ile daha kolay başa çıkarlar ve daha çok tecrübe edip anlayabilirler. Bu tecrübeler, onların genel zihinsel gelişimleri ve matematik dahil tüm öğrenme becerileri için büyük önem taşır.

Beyin Gelişimi: Gebelikten 3 Yaşa Kadar

Erken beyin gelişimi için yaşamın ilk yılları çok önemli bir dönemdir.

Yıllar süren araştırmalar gösteriyor ki bir çocuğun ilk yıllarının ömür boyu sürecek etkileri olabiliyor. İlk yıllardaki tecrübelerin beyin gelişiminin biyolojik yapısını etkilediği birçok çalışma tarafından desteklenmiştir.[1] Nörobilimciler, maddi sıkıntı içinde büyüme gibi çeşitli toksik stres kaynaklarının beyin aktivitesi üzerindeki etkisini modern araştırma teknikleri sayesinde artık net bir şekilde görebiliyorlar.[2]

Maddi sıkıntıda büyüme, yetersiz ilgi, kötü davranışa maruz kalma gibi erken dönem toksik stresin tehlikeleri önceden biliniyor olsa da şimdi beyin tarama teknolojileri sayesinde bu sonuçları net bir şekilde görebiliyoruz. Bilim adamları, deneyimlerin gelişimi tam olarak nasıl etkilediği ile ilgili araştırmalar yapmaya devam ederken, yeni gelişmeler bu dönemde müdahale şansımızı artırıyor.[3]

Erken dönem deneyimleri, bir çocuğun beyninin mimari yapısını etkiliyor.

Nöronlar denilen beyne özel hücreler, verileri alıp göndermek için birbirleriyle bağlantı kurarlar. Bu bağlantılara “sinaps” denir. Yenidoğan beyni ilk birkaç yılda nöron eklemeye devam eder ve inanılmaz bir hızda büyür. İlk yılda iki katına çıkar ve 3 yaş itibariyle yetişkin beyin hacminin %80’ine gelir.[4][5][6] Bu büyüme çoğunlukla nöron gelişimi ve yeni sinapslarin oluşması ile bağlantılıdır.

Daha da önemlisi sinaps bağlantıları erken çocukluk döneminde beyin hacminden de daha hızlı bir şekilde gelişir. Aslında, beyin ihtiyacı olandan çok daha fazla bağlantı yapar: 2 yaş döneminde, beyinde yetişkin döneme göre 2 kata kadar daha fazla bağlantı vardır (Şekil 1). Bu fazla bağlantılar “budama” olarak tabir edilen bir süreçle elimine edilir. Çocuğun yaşadığı deneyimler, hangi fazla bağlantıların büyüme döneminde elimine edileceğine büyük etki eder.[7]

ŞEKİL 1: Zaman İçerisinde Nöron Büyümesi ve Bağlantıları

ŞEKİL 1: Zaman İçerisinde Nöron Büyümesi ve Bağlantıları
Kaynak: Corel, JL. The postnatal development of the human cerebral cortex.
Cambridge, MA: Harvard University Press; 1975

Görme, dil gelişimi, öğrenme, dokunma gibi farklı işlevlerin bağlantı oluşumu ve budaması farklı zamanlamalarda gerçekleşir. (Şekil 2)

Duyma, görme, dokunma gibi duyular daha erken olgunlaşır ve bebeklik döneminde dış müdahalelerle gelişime çok açıktır. Dil gelişimi, sosyal etkileşim gibi konular için önemli olan bağlantılar daha uzun bir süreçte olgunlaşır fakat 1-3 yaş grubunda özellikle hassastır.

İlk 3 yılda beyin, deneyimleri sonraki yıllara (budama gerçekleşirkenki döneme) göre çok daha etkili bir şekilde “yakaladığı” için; bu becerilerin gelişimi için doğru zamandır.[7]

ŞEKİL 2: Nöral bağlantılar farklı zamanlarda olgunlaşır, sıralı bir oluşum takip eder ve önceden kurulan bağlantıların üzerine kurulur.

ŞEKİL 2: Nöral bağlantılar farklı zamanlarda olgunlaşır, sıralı bir oluşum takip eder ve önceden kurulan bağlantıların üzerine kurulur.
Kaynak: C.A. Nelson, in Neurons to Neighborhoods, 2000

Erken beyin gelişimini şekillendirmek için genetik ve çevresel faktörler birlikte çalışır.

Beyin gelişiminin ilk aşamaları genetik faktörler tarafından etkilense de, beyni tasarlayan sadece genler değildir.[8][9] Genlerin nerede ve nasıl kullanıldığı, çevresel faktörler ile belirlenir – bu hamilelik döneminde bile geçerlidir; annenin gıdası veya stres seviyesi beyin mimarisinin ilk fazlarını etkileyebilir. Sadece genlerin beyin kurulumunu etkilemesi senaryosuna karşın, bu gen-çevresel faktör karması sayesinde çocuk, içinde yaşadığı ortama daha çabuk ve iyi şekilde adapte olur.[10]

Genler ve çevresel faktörler, iki farklı şekilde beraber çalışarak beyni şekillendirirler. Biri çevre ile farklı etkileşimler sağlayan belli yapıdaki genleri kalıtımla kazanmak[11], diğeri de çevresel faktörlerin genlerin kendilerini değiştirmeden kullanımını değiştirmesi. Bu ikinci süreç, yakın zamanda yapılan araştırmalar sayesinde daha iyi anlaşılmaya başlayan ve nispeten yeni bir bilim dalı olan epigenetik bilimidir.

Epigenetik dalı bizim genler ve çevresel faktörlerin etkileşimi ile ilgili anlayışımızı değiştirdi.

Epigenetik (genetik “ötesi” demek) DNA kodunu değiştirmeden kimyasal değişimler yoluyla genetik kodun kullanımının kalıcı değişimini inceleyen alandır. Birçok çevresel faktör ve deneyim genlerin belli bölümlerinde “izler” bırakır, ve bu epigenetik değişiklikler bu genin aktivitesini yani “ifadesini” değiştirebilir.[12]

Epigenetik süreçleri bir genin DNA donanımının işletilmesinden sorumlu yazılım olarak düşünebilirsiniz. Tüm hücrelerin, dokuların ve organların gelişimi belli genlerin nasıl ve ne zaman ifade edildiğine bağlı olduğundan, epigenetik süreçler sağlık ve iyi bir yaşam üzerinde güçlü bir etken olabilir.

Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki epigenetik değişimler uzun vadeli olabilir ve bir jenerasyondan diğerine aktarılabilir.

Fareler üzerinde yapılan bir deney, bebekken anneleri tarafından ilgi gören yetişkin farelerde, bebekken daha az ilgi gören ve annelerinin endişe seviyesi yüksek olan farelere göre stres hormonunun ve endişe seviyesinin daha az olduğunu gösteriyor. Anne-bebek etkileşimi nasıl oluyor da uzun vadede stres tepkilerini değiştirebiliyor? Bu deneyin ikinci fazındaki sonuçlar da gösteriyor ki bunun sebebi farklı anneler arasındaki genetik farktan kaynaklanmıyor. Bunu göstermek için, çok ve az ilgili annelerin çocukları doğumda değiştiriliyor.

Sonuçlar erken deneyimlerin güçlü etkisini kanıtlar nitelikte. Çok ilgili anneden doğup, az ilgili anne tarafından büyütülen farelerin endişe seviyeleri üvey annelerininki gibi yüksek olmuştur. Diğer fareler ise genetik olarak yüksek endişe seviyeli annelerden doğmuş olmalarına rağmen, çok ilgili anneler tarafından büyütüldükleri için endişe seviyesi düşük fareler olmuşlardır. Yine bu deneye göre, stres tepkilerini kontrol altına alan genin, ilgili anne tarafından büyütülen farelerde daha güçlü ifade edildiği görülmüştür.[13]

Epigenetiğin erken beyin gelişimi ile güçlü bir ilişkisi vardır.

Biliyoruz ki çocukların ilk yıllardaki deneyimlerinin uzun vadeli algısal, duygusal ve sosyal gelişim ile güçlü bir ilişkisi vardır.[14] Ve yine biliyoruz ki bir çocuğun erken dönem deneyimleri büyüyen beyninin gelişimini ve fonksiyonunu etkiliyor. Fakat bu süreçlerin nasıl oluştuğunu anlamak zordu.

Etik ve pratik sebeplerden dolayı, gen/çevre ilişkisini insanlarda incelemek daha zordur. Yine de bilim adamları insan gelişiminde epigenetiğin büyük etkisi olduğuna dair güçlü kanıtlar buldular. Yapılan bir çalışmanın bulguları gösteriyor ki, ciddi bir kıtlık döneminde hamile olan kadınların bebekleri düşük kiloda doğmuşlardır. Bu bebekler büyüyüp kendileri anne olduklarında, kendileri doğumdan itibaren herhangi bir kıtlık döneminden etkilenmemiş olmalarına rağmen, onların bebekleri de düşük kiloda doğmuştur.[16] Yakın dönem çalışmaları gösteriyor ki bir bireyin erken çocukluk dönemindeki deneyimleri, yetişkin olduğunda gözlemlenebilecek düzeyde epigenetik değişikliklere yol açar.[11][17]

Tüm bu araştırmalara göre, hayatın ilk dönemlerinde yüksek stres ve kötü yetiştirme gibi etkenler sağlıklı bir beyin gelişimini engelliyor. Bu etkiler özellikle beynin hafıza, öğrenme, sosyal ve duygusal uyum gibi alanlarında daha çok gözlemlenebiliyor.[13]

Yapılması gereken, tüm bu veriler ışığında, çocukların ilk yıllarını en iyi, en verimli şekilde geçirmelerini sağlayacak ortamı yaratarak, sağlıklı, mutlu, güçlü nesiller yetiştirmektir.

  1. Hertzman C. Commentary on the symposium: biological embedding, life course development, and the emergence of a new science. Annual Review of Public Health. 2013; 34:1–5.
  2. Lipina SJ, Colombo JA. Poverty and Brain Development During Childhood: An Approach From Cognitive Psychology and Neuroscience. Washington, DC: American Psychological Association; 2009.
  3. Sheridan MA, Fox NA, Zeanah CH, McLaughlin KA, Nelson CA. Variation in neural development as a result of exposure to institutionalization early in childhood. Proc Natl Acad Sci U S A. 2012; 109(32):12927–32.
  4. Gilmore JH, Lin W, Prasatwa MW, et al. Regional gray matter growth, sexual dimorphism, and cerebral asymmetry in the neonatal brain. Journal of Neuroscience. 2007; 27(6):1255–1260.
  5. Nowakowski RS. Stable neuron numbers from cradle to grave. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America. 2006; 103(33):12219–12220.
  6. Rakic, P. No more cortical neurons for you. Science. 2006; 313:928–929.
  7. Huttenlocher P. Neural Plasticity: The Effects of the Environment on the Development of the Cerebral Cortex. Harvard University Press; 2002.
  8. Kagan J, Herschkowitz N, Herschkowitz E. A Young Mind in a Growing Brain. Mahwah, NJ: Lawrence Erlbaum Associates; 2005.
  9. Elman JL, Bates EA, Johnson MH, et al. Rethinking Innateness: A Connectionist Perspective on Development. Cambridge, MA: MIT Press; 1996.
  10. Pascual-Leone A, Amedi A, Fregni F, et al. The plastic human brain cortex. Annual Review of Neuroscience. 2005; 28:377–401.
  11. Feder A, Nestler EJ, Charney DS. Psychobiology and molecular genetics of resilience. National Review of Neuroscience. 2009; 10(6):446–57.
  12. McGowan PO, Szyf M. The epigenetics of social adversity in early life: Implications for mental health outcomes. Neurobiology of Disease . 2010; 39(1):66–72.
  13. Meaney, M. Epigenetics and the biological definition of gene x environment interactions. Child Development. 2010; 81(1), 41–79.
  14. Duncan GJ, Ziol-Guest KM, Kalil A. Early childhood poverty and adult attainment, behavior, and health. Child Development. 2010; 81:306–325.
  15. Fagiolini M, Jensen CL, Champagne FA. Epigenetic influences on brain development and plasticity. Current Opinion in Neurobiology. 2009; 19:1–6.
  16. Heijmans BT, Tobi EW, Stein AD, Putter H, Blauw GJ, Susser ES, Slagboom PE, Lumey LH. Persistent epigenetic differences associated with prenatal exposure to famine in humans. Proc Natl Acad Sci U S A. 2008; 105(44):17046–9.
  17. Gleason G, Zupan B, Toth M. Maternal genetic mutations as gestational and early life influences in producing psychiatric disease-like phenotypes in mice. Front Psychiatry. 2011; 2,25:1–10.
To Top