Gelişim Aksaklıklarını Zamanında Fark Edin

Çocuğunuzun Okula ve Öğrenmeye Hazır Olması için “Zor Anlaşılan Farklıklar”ın Saptanması: 0-5 yaş Çocukların Ebeveynleri için Gelişim Kontrol Listeleri.

“Çok Zeki ama Okulda Zorlanıyor!”: Küçük gelişimsel aksaklıkları zamanında engelleyerek bu cümleyi kuran birçok ebeveynden biri siz olmayabilirsiniz.

İdeal gelişim için ana nörolojik temellere sahip olan çocuklarda “Zor Anlaşılan Farklılık (ZAF)lar” görülmez. ZAF’lar küçük gelişimsel aksaklıklardır ve tıbbi müdahale veya gelişimsel değerlendirme gerektirecek boyutlarda olmayabilirler, fakat çocuğun okul çağı geldiğinde davranış ve öğrenme zorluklarına yol açabilirler.

Herkes, çocukları okula başladığında onların sorunsuz bir şekilde öğrenmeye başlamasını bekler ve bu gerçekleşmezse de öğretmenleri ve okulu suçlama eğilimi oluşur. Fakat günümüz şartlarında birçok çocuk, öğrenmek için gereken becerileri tam gelişmemiş olarak okula başlıyor ve bu yüzden zorlanıyorlar. Bu sebeple ZAF’ların okul çağından önce saptanarak uygun önlemlerin alınması ve gelişimin tamamlanması şarttır.

ZAF’lar tıbbi ve pedagojik desteğe varacak boyutlarda olmayabilir fakat çocuğunuzun okulda zaman zaman zorlanan bir öğrenci mi yoksa akademik başarılarının tadını çıkartan bir öğrenci mi olacağını belirleyebilir. Bu yüzden “büyüyünce geçer” umuduyla beklemektense, ZAF’ların varlığını kabullenerek, bu minik aksaklıkları çocuğunuz okul çağına gelip de, sonuçları öğrenmesini etkilemeden önce düzeltmek gerekir.

Çok büyük bir olasılıkla, ZAF’ları olan çocuklar çok zeki çocuklardır… sadece bu aksaklıklar onların geri kalmasına sebep olur ve onları engeller.

ZAF1
ZAF’lara Ne Sebep Olur?
ZAF’lar birçok sebepten ileri gelebilir ve bazı deneyimler çocukta ZAF’ların oluşma riskini artırabilir. Örneğin; erken doğum, zor doğum, stresli ortam, erken duyusal-motor gelişim fırsatlarının eksikliği, kronik hastalıklar…gibi. Bunlardan birçoğu ebeveynin kontrolu dışında oluşabilir ve ebeveynler bebekleri için en iyisini yapmak için uğraşsa da bu gelişim aksaklıkları yaşanabilir. Bazen açıklanamayan sebeplerden de ZAF’lar ortaya çıkabilir.
İyi haber ise KindyROO merkezlerinde bu konuda bilgili eğitmenler çocuklarınızdaki farklılıkları saptayarak uygun düzeltici aktiviteler önerir veya gerektiğinde sizi profesyonel yardım almaya yönlendirebilirler.

ZAF’lar Nasıl Anlaşılır?
Geçmişte, çocuk okula başlayana kadar minik gelişim aksaklıkları ile ilgilenilmiyor, ancak çocuk okulda zorlandığında sorunlar fark ediliyordu. Ama artık daha bilinçliyiz ve çok geç olmadan nelere dikkat etmemiz gerektiğini ve bunlar ile ilgili neler yapmamız gerektiğini artık biliyoruz.

Bebeklerde ZAF’lar

• 6-12 hafta arasında genel hareketlerinin beklenenden daha zayıf veya güçlü olması. Bu, kas tonlamasının olması gerekenden daha az veya çok olduğunun göstergesi olabilir.
• Başını kaldırmasının ve kolları ile kendisini kaldırabilmesinin gecikmeli olması.
• Karın üstü zamanı sevmemesi.
• Poposu üzerinde ilerlemesi, ayı yürüyüşü yapması, sürünüp emeklemek yerine yuvarlanması, eller ve dizler üzerinde çapraz hareketlerle emeklemek yerine farklı bir teknikle emeklemesi.
• Sürekli mutsuz olması.
• Beslenirken zorlanması.
• Tekrarlayan kulak enfeksiyonlarının olması.
• Agulamaması.

1 – 2,5 yaş arası ZAF’lar

• Sıkça ağlaması, huzursuz olması.
• Dengeli yürümekte gecikmesi, 18 aylıkken koşamaması.
• Güçlü bir tutuşunun olmaması; elleriyle tutunup asıldığında ağırlığını kaldıramaması.
• Dönmeyi sevmemesi.
• Hiperaktif olması.
• Duyusal hassasiyet göstermesi; masajı, gürültüyü, parlak ışıkları, pütürlü yiyecekleri sevmemesi.
• Dengesinin, kas tonlamasının ve koordinasyonun iyi olmaması.
• 27 aylık olduğunda çift ayak yerden yükselecek şekilde zıplayamaması.
• Anormal davranışlar göstermesi (bu yaş aralığında bazı “kriz”ler normal olsa da sürekli olmamalı!).

2,5 – 3,5 yaş arası ZAF’lar

• 3 yaşına geldiğinde 3 tekerlekli bisiklet sürememesi.
• Aktivitelerde orta çizgiyi geçememesi.
• Tek ayak üstünde duramaması.
• Konuşma gelişiminin yavaş olması – söylediklerinin anlaşılamaması.
• Yönergeleri almakta zorlanması.
• Zayıf kas tonlaması ve koordinasyonu olması.
• Kol ve bacaklarını ritmik olarak oynatmakta zorlanması.
• Yaşıtlarından daha yavaş olması.
• Hala güvenlik için ebeveyne tutunması.

3,5 – 4,5 yaş arası ZAF’lar

• Motor becerilerinin gecikmiş olması – çapraz hareketlerin oluşmamış olması; seke seke gidememesi, duran topa vuramaması, vb.
• Çizimlerinin olgunlaşmamış olması; temsili olmaması.
• Sağ/Sol tercihini yapmamış olması.
• Çapraz hareketlerle üst paralel merdivende ilerleyememesi.
• El ve ayakları ve gözleri ile orta çizgiyi geçememesi.
• Parmak farkındalığının zayıf olması – bu yaşta çocukların işaret parmağı ve baş parmağını, genellikle serçe parmağını biliyor olması gerekir.

4,5 – 5,5 yaş arası ZAF’lar

• Hareket becerisi ve konsantrasyon konularında gelişimsel gecikme olması.
• Hiperaktivite – huzursuz davranışlar olması.
• Orta hatta el değiştirmesi.
• Sağını solunu bilmemesi.
• At gibi tek ayak önde veya çapraz hareketler ile sekememesi.
• Baş, vücut, bacaklar, kollar ve yüz hatları olan insan çizememesi.
• Gözle takip ve diğer göz sorunlarının olması.
• Duyma/konuşma zorluklarının olması.

Eğer yukardaki konuların herhangi birisi ile ilgili endişeleriniz varsa, bir KindyROO eğitmenine veya bir çocuk sağlığı profesyoneline danışın. Endişelerinizin danıştığınız kişilerce ciddiye alınması gerekir. Eğer fazla endişelendiğiniz söylenerek geçiştiriliyorsanız, ikinci bir görüş alınız. Siz, çocuğunuz için en önemli kişisiniz çünkü onunla herkesten daha fazla vakit geçiriyorsunuz. Eğer bir endişeniz varsa büyük ihtimalle doğrudur ve önemlidir.

KindyROO’da sizlere bu ZAF’ların yaşanmaması için veya oluşanların üstesinden gelebilmeniz için evde de uygulanabilecek birçok sistematik ve sıralı aktiviteler yaptırıyoruz. Endişelerinize ne kadar çabuk ilgi gösterilirse, sorunlar o kadar erken önlenebilir. Bu çok önemli bir konudur çünkü insan beyni ne kadar genç ise müdahalelere o kadar hızlı cevap verir. Çocuğun yaşı ilerledikçe değişimin gerçekleşmesi daha fazla zaman alır.

Yukarda bahsettiğimiz ZAF’ların bazılarını çocuğunuzda fark ettiyseniz endişelenmeyin, hepsinin bir çözümü var. Destek verebilmek için sizleri KindyROO merkezlerine bekliyoruz. Deneme seansı randevusu için tıklayınız.

1-3 Yaş Arası Çocuğunuzun Gelişim Aşamaları

KindyROO, çocuğunuzun potansiyelinin en üst seviyeye gelmesinde size destek olan, bunu yaparken de çok eğlendiren ve ebeveyn-çocuk bağını güçlendiren bir gelişim programıdır. Programımızın içeriğinde ciddi bir alt yapı yatar ve bir çocuğun ilgili yaşlarda geçmesi gereken tüm gelişim aşamalarının tamamlandığına emin olunur.

KindyROO genelinde 8 seviyede seanslar yapılır. 1-3 yaş arasında 4 seviye bulunur. Bu seviyeler çocukların gelişim durumlarına göre belirlenir ve genellikle 6 aylık yaş gruplar halinde gerçekleşir.

  • Penguen 1 – 1,5 yaş
  • Koala 1,5 – 2 yaş
  • Vombat 2 – 2,5 yaş
  • Kanguru 2,5 – 3 yaş

Bu yaş gruplarının sonunda çocukların yapabiliyor olması gereken minimum gelişim aşamaları aşağıdadır.

penguen

PENGUEN: 1 – 1,5 YAŞ

  • Tutunmadan ayakta durur.
  • Yürür – genellikle açık bir duruşla.
  • Koşmaya başlar, kollar denge için açıktır, gözler yere odaklıdır.
  • Yürütülen tekerlekli oyuncakları iki ayağını kullanarak iter.
  • Elleriyle tutunarak asılır.
  • Tırmanmaya bayılır.
  • Ayaklarından tutularak baş-aşağı durmaya bayılır.
  • Paraşüt refleksi için ellerini yere koyar.
  • «El arabası» pozisyonunda kalçadan veya üst bacaktan tutulduğunda nesnelere doğru kollarıyla ilerler.
  • İlk kelimelerini söyler.
  • Tek adımlı yönergeleri takip eder.
  • Yetişkin yardımı ile merdiven çıkar.
  • Basit resimli kitapları sever.

koala

KOALA: 1,5 – 2 YAŞ

  • Düzgün ve dengeli bir şekilde koşar.
  • Dizlerini kırarak yaylanır.
  • Zıplamaya başlar.
  • İki elle atar.
  • «El arabası»nda üst bacaktan veya dizlerden tutulduğunda ileri gider.
  • Çizgiler ve noktalar çizer.
  • Üst-yatay merdivenden asılabilir.
  • Yardımla basamakları atlayabilir.
  • Trabzana tutunarak merdiven çıkar.
  • Yetişkinlerden yardım almadan yönergeli egzersizleri yapmaya çalışır.
  • Ellerini tekerlemeye göre açıp kapatır, hareketli oyunlardan hoşlanır.
  • Halkadan top atar, yuvarlanan topu tutar.
  • Yaklaşık 20 kelime kullanır, ihtiyaçlarının karşılanması için «daha» sözcüğünü kullanır.

valabi

VALABİ: 2 – 2,5 YAŞ

  • 2 ayağının üzerinde ileri doğru zıplar.
  • Yönergeyi takiben ileri atlayabilir.
  • 2 aşamalı yönergeleri takip eder.
  • Ayakta ve bacakları yanlara açıkken bir sağ, bir sol ayağının üzerinde durarak yanlara sallanır.
  • «El arabası»nda dizden tutulduğunda ileri ve geri hareket eder.
  • Trabzana tutunarak merdiven çıkar ve iner.
  • Tırmanmaya bayılır.
  • Yardım ile üst-yatay merdivende sallanarak ilerler.
  • 50 veya daha fazla anlaşılır kelime kullanır.
  • Tekerleme ve çocuk şarkılarına katılır.
  • Yetişkin yardımı olmadan yönergeli egzersizlere katılır.
  • Hangi elini kullanacağının tercihini yapmaya başlar.

kanguru

KANGURU: 2,5 – 3 YAŞ

  • Kolayca zıplar.
  • İleri-geri zıplar veya basamaktan aşağı atlar.
  • Birkaç rengi tanır.
  • Bir ayağının üzerinde birkaç saniye durur.
  • Az destekle üst-yatay merdivende sallanarak ilerler.
  • Üç tekerlekli bisiklet kullanır.
  • 200den daha fazla kelime kullanarak konuşur.
  • 3 parmak ile (baş-işaret-orta) tercih ettiği eliyle kalem tutar.
  • Art arda 3 yönergeyi takip eder.
  • Topla oynanan oyunlara bayılır.
  • Ayakta ve bacakları adım atar gibi açıkken bir sağ, bir sol ayağının üzerinde durarak ileri-geri sallanır.
  • Puzzle parçalarının nereye koyulacağını, hareketleri görsel olarak hayal edebilir.
  • Yetişkin tarafından oynatılan oyunun basit kurallarına uyar.

Nörolojik gelişim sıralı olarak gerçekleşmelidir çünkü bir gelişim aşamasını sağlıklı bir şekilde tamamlamak için önceki aşamaların eksiksiz olarak geçilmiş olması gerekir. KindyROO programının en önemli özelliklerinden biri budur, doğal gelişim sıralamasını takip eden bir sistematik ile çalışır.

Gelin KindyROO’ya devam edin, çocuğunuzun gelişim yolculuğunda sizlere destek olalım ve onu hayata hazırlamak için beraberce sağlam bir temel sağlayalım.

Tuvalet Eğitimi – Ne Zaman, Neden, Nasıl

Marianne Schriever – Nöro-Gelişimsel Danışman

“Anneee, kakam geldi!” Birçok anne-baba bu sözleri duyduğunda çok mutlu olur. Bazı çocuklar ve ebeveynler için tuvalet eğitimi çok zahmetsiz geçerken, bazıları ise birtakım zorluklar yaşarlar. Çocuk tuvalet eğitimine hazır ise, tüm azim ve sabrı toparlayın, çünkü birkaç ay bunun üzerinde çalışmaya hazır olmanız gerek! Aşağıda anlatacaklarımız size bu konuda yardımcı olabilir.

Tuvalet Eğitimi2Çocuğunuzun hazır olduğunu nasıl anlayacaksınız?

Çocuğunuz kendi gelişimi doğrultusunda tuvalet eğitimine hazır olacaktır ve bu süreci nasıl geçireceği de yine kendisine özel olacaktır. Çocuğunuzu tuvalete yönlendirebilirsiniz, fakat o hazır olana kadar hiçbir şey yaptıramazsınız. Birçok çocuk 2 ve 3 yaşlar arasında hazır olma belirtileri gösterir, bazıları daha erken bazıları ise daha geç olabilir. Çocuğun hazır olabilmesi için iyi seviyede vücut farkındalığına sahip olması gerekir, ayrıca çişini ve kakasını kontrol edebiliyor olması ve lazımlık veya tuvaleti kullanmaya istekli olması gerekir.

Hazır olma belirtilerini nasıl gözlemleyeceksiniz?

  • Bağırsak hareketleri düzenli ve öngörülebilirdir.
  • Bezi en az 2 saat kuru kalır.
  • Yüz ifadesi veya duruşu tuvaleti geldiğini belli eder.
  • Bezini kirletince rahatsız olur ve değiştirilmesini istediğini belirtir.
  • Tuvalete yürüyebilir, kıyafetlerini çıkartırken yardımcı olur, ve basit yönergeleri alabilir.
  • Tuvaleti veya lazımlığı kullanmaya ihtiyacı olduğunu söyler.

Doğru zamanı nasıl belirleyeceksiniz?

Çocuğun hayatında büyük değişiklikler olan dönemlerde tuvalet eğitimine başlamamak önemlidir. Örneğin yeni kardeşi olduysa, yeni taşındıysanız, bakıcı değişikliği olduysa, hatta tatile bile gittiyseniz tuvalet eğitimini erteleyin. Çünkü çocuğunuza yardımcı olmak için zaman ayırmanız gerekecek.

Çocuğunuzun tuvaleti kullanması için ona nasıl yardımcı olacaksınız?

  • Çocuğunuzun hazır olduğunu düşündüğünüzde bu adımı neşeli bir şekilde atın. Çocuğunuzun bakımına yardımcı olan diğer kişilerden de bu yaklaşımı sergilemesini isteyin. Sabırlı olun, çünkü tuvalet eğitimi 3 ay ile 6 ay arasında sürmesi beklenen bir süreçtir.
  • Çocuğunuzun ne yapmasını istediğinizi anladığından emin olun. Sizi veya ağabey/ablasını tuvalet yaparken izlemesine izin verin.
  • Eylemi ve organlarını tarif etmek için hangi kelimeleri kullanacağınıza karar verin. Karmaşayı önlemek adına doğru terimleri kullanmanızda fayda var.
  • Kazalar olduğunda “kirli”, “pis” veya “kötü” gibi kelimeleri kullanmaktan kaçının.

Tuvalet Eğitimi3

  • Çouğunuza çıkartıp giymesi kolay olan bol kıyafetler giydirin. Alıştırma külodu da kullanabilirsiniz.
  • Rahat, temizlemesi kolay bir lazımlık veya klozet adaptörü ve basamak alın. Bazı çocuklar tuvalete düşmekten korkar ve ayakları yere bastığı için lazımlığı tercih eder.
  • Lazımlığı tanıtın ve kıyafetleri ile üzerine oturarak denemesine izin verin. Sonra beziyle beraber ve bezsiz olarak oturtun. Her gün aynı saatlerde lazımlığa oturtun ki bir rutine dönüşsün. Tuvaletini yapması muhtemel zamanlarda oturtmaya çalışın. Örneğin 2 saatte bir oturtabilirsiniz.
  • Lazımlıkta biraz zaman geçirmesine izin verin ki rahatlasın. Cesaretlendirici konuşmalar yapın, hatta kitap okuyun.
  • Çocuğunuzun hemen tuvaletini yapmasını beklemeyin. Yapmadığında hayal kırıklığına uğramış davranışlar sergilemeyin. Fakat eğer tuvaletini yaparsa övgüler ve öpücüklerle onu ödüllendirin.
  • Zamanla tüm adımları yerine getirmeyi öğretin: Tuvalete yürüme, bezi veya alıştırma külodunu çıkartma, lazımlığa veya tuvalete oturma, kağıtla silme, sifonu çekme ve elleri yıkayıp kurulama.
  • Tutarlı bir şekilde tuvalete gitmeyi başardığında, külot giydirerek onu ödüllendirin.
  • Zaman zaman kazalar olacaktır. Olumlu bir tavır sergilemeyi unutmayın ve yanınızda yedek külot ve kıyafet bulundurun. Kazalara anlayışlı bir şekilde yaklaşın ve çocuğunuza bir dahaki sefere tuvalete zamanında yetişmeye çalışmasını söyleyin.
  • Bazı çocuklar gündüz tuvalet eğitimini başardıktan kısa bir süre sonra uykularında ve gece de kuru kalmayı başarır. Eğer geceleri bezi kuru kalıyorsa önlem olsun diye bez bağlamayı bırakın. Bu çoğunlukla işe yarar ve sizi bez maliyetinden kurtarır!
  • Bazı çocuklar da birkaç hafta, birkaç ay veya daha da uzun bir süre boyunca geceleri beze ihtiyaç duyabilir. Çocuğunuz tuvaletini tutamazsa onu utandıracak davranışlardan kaçının.
  • Güzel bir ipucu; çocuğunuzun yatağını yaparken 2 set üst üste yatak koruyucu ve çarşaf kullanın. Böylece bir kaza olduğunda üstteki ıslanmış yatak koruyucu ve çarşafı çıkarırsınız ve hala hazır bir yatağınız olur. Hızlıca herkes uykuya geri dönebilir.
  • Eğer çocuğunuzun tuvalet tutma kontrolü ile ilgili endişeleriniz varsa çocuk doktorunuza danışarak idrar yolları enfeksiyonu, diyabet veya başka bir hastalık sebebiyle olmadığına emin olun.
  • 5 yaş üzeri yatağını ıslatmaya devam eden çocuklarda söndürülememiş olan ilkel refleksler olabilir ve bir refleks stimülasyon/inhibisyon programı faydalı olabilir.

 

Beslenme Beyin Gelişimini Nasıl Etkiler?

Maureen Hawke & Dr. Jane Williams

Erken çocukluk dönemi gelişimindeki en önemli faktörlerden biri, ideal beslenme ve gıda hassasiyet ve alerjilerinin tedavisidir. Beslenmenin gelişim üzerindeki etkisi, çocuk doğduğunda değil çok daha öncesinde, annenin hatta anneannenin beslenmesi ile başlar. Yine de bebekler ve çocukların beslenmesinin sağlıklı gelişimi desteklemesi için yapılabilecek birçok şey vardır.

Profesör David Barker’ın araştırması dikkatimizi anneanne ve annelerin beslenmesinin çocukların ömür boyu sağlık ve gelişimi üzerindeki önemine yönlendirdi. Bu konu üzerindeki farklı araştırmalara göre anneanne ve annenin hamilelikte maruz kaldığı toksinler çocuğun bugünkü hastalıklarının sebebi olabilir! Fareler üzerinde yapılan deneylerden öğrendiğimize göre, hamilelikte yüksek dozda toksinlere maruz kalınması, bebeğin gen aktivitesinde değişikliklere yol açıyor (genetik mutasyon olmadan). Bu etki, 4 jenerasyon sonrasına kadar geçebiliyor. Artan araştırma sonuçlarına göre bu etki, beslenme düzenlemesi ile iyileştirilebiliyor.

Beslenme2Hamilelik sürecinde ve öncesinde, fetusun büyüyen beyninin sağlıklı gelişimi için annelerin beslenmelerinde Omega 3 ve çeşitli mineral ve vitaminlerin bulunması gerekir. Doğumdan sonra bebeğin beyni büyük bir hızla büyüyerek 4 yaşa kadar yetişkin beyninin %90’ı boyutuna ulaşır. Beyin büyüdükçe beyin hücreleri arasında milyonlarca bağlantı oluşur. Bunlar sayesinde vücut ve çevre ile ilgili bilgiler beyne iletilir. Bu bilgilerin ne kadar verimli iletilebileceği, bağlantıların ne kadar güçlü olduğu ve beynin bu mesajlardan ne kadar bilgi çıkartabileceği, belli temel çevresel faktörlere bağlıdır: duygusal güven ortamı, motor gelişim fırsatları ve duyusal uyaranlar. Beslenme ise bu temel etkenleri destekler.

Yediklerimiz, beynimizin nasıl çalıştığını etkiler. Bağırsak fonksiyonu ve beyin fonksiyonu temelde birbirine bağlıdır. Bir bebek veya küçük bir çocuk, vücudunda hassasiyet yaratan, veya alerjik olduğu, veya zehirli olan besinleri düzenli olarak sindirdiğinde, beyninin rahatsız edici maddelere maruz kalma ve bu durumun da sağlıklı gelişimini etkileme riski oluşur.
Bu da demektir ki beyin, nöron bağlantıları ile vücut duyularından ve sistemlerinden gelen mesajları kolayca yorumlayıp gerekli tepkileri veremeyebilir. Bazı çocuklar için süt ürünleri, buğday, şeker gibi belli gıdalar, doğal ve doğal olmayan renklendiriciler, tatlandırıcılar ve koruyucular çok rahatsız edici olabilir.

Bazen çocuğumuzun gıda hassasiyeti olduğundan hiç haberimiz olmaz. Ailede bu tip bir sorun olmayabilir, çocuk sağlıklı kilo alıyor olabilir. Fakat bazı yiyecekleri veya yiyecek gruplarını çocuğunuzun tolere edemediğine dair önemli işaretler vardır:
• Beslenme zorlukları, kolik
• Gelişim aşamalarında gecikme
• Huzursuzluk
• Uyku sorunları, uyumakta ve uyanmakta zorlanma, uyurken huzursuz olma
• Bağırsak şikayetleri, gaz, bulantı, kabızlık, ishal, altını kirletme
• Fazla terleme, ayaklar veya saçlarda kötü koku
• Baş ağrısı
• Kulak enfeksiyonları, sık soğuk algınlıkları
• Konuşmasının gecikmesi
• Bacaklarda ağrı
• İştahsızlık
• Nefes kokusu; tıkalı burun, ağızdan nefes alma
• Hiperaktivite
• Letarji, yorgunluk
• Astım

Çocuk büyüyüp okula başladığında gıda alerjileri veya hassasiyetleri öğrenme becerilerini bile etkileyebilir. Gıda alerjilerinin el yazısı üzerindeki etkisine bir örnek:
Beslenme3
Koruyucular, gıda boyaları ve tatlandırıcılardan ileri gelen gıda alerjileri ve zehirlenmeleri hareket, görme, denge, vücut bilinci gibi genel gelişimsel becerileri de etkileyebilir. Bazı çocuklar dokunsal uyaranları doğru yorumlayamazken bazı çocukların ise işitsel uyaranları doğru anlayamama gibi sorunları olabilir.

Ne Yapabilirsiniz?
Beslenme4

Yediğiniz ve çocuğunuza verdiğiniz yemekleri düşünün. Çocuğunuzun gelişimi için en iyi besinleri sağlayabiliyor musunuz? Yiyecekleri en sağlıklı haline getirmek için neler yapabilirsiniz? İnternetten bu konuda birçok fikir alabilirsiniz, hangi gıdalardan kaçınmalıyız, zararlı gıdalar yerine sağlıklı alternatifler bulabilir miyiz gibi…
Başlangıç için bazı öneriler:
1. Hamile kalmadan önce uygun gıda takviyeleri hakkında bilgi alın. Son araştırma sonuçları, hamilelikten 3 ay önce ve hamileliğin en az ilk 3 ayında bebeğin nöral tüpleri (beynin temeli) oluşurken bu takviyelerin alınmasını öneriyor.
2. Yapabiliyorsanız bebeğinizi emzirin. Bu dönemde normal beslenmenizde yağlı balık yok ise Omega 3 desteği almaya devam edin.
3. Eğer bebeğiniz yukardaki alerji işaretlerinden birini gösteriyorsa, bir diyetisyene başvurarak hangi gıdaların çocuğunuzun vücudunu ve beynini rahatsız ettiğini tesbit edebilmek için yardım isteyin. İnek sütü, buğday, salisilat içeren meyveler (domates, portakal, çilek gibi) veya başka şeyler olabilir.
4. İki yaş altında tüm işlenmiş gıdalardan uzak tutun. Örneğin; işlenmiş etler (salam, sucuk, sosis, vb.), MSG içeren ürünler, cips, kutulu meyve suyu, renklendiricili yiyecekler ve beyaz ekmek gibi.
5. Aldığınız ürünlerin içindekileri okuyun. En az zararlı katkı maddesi içeren ürünleri tercih edin. Ekmek, yağ gibi günlük kullandığınız ürünlerde bile birçok renklendirici, tatlandırıcı ve koruyucu olabilir.
6. Su tüm çocuklar için en iyi içecektir. Meşrubatlardan ve gazlı içeceklerden uzak durun.
7. Taze mevsim sebze ve meyvelerini tüketin. Öncesinde iyice yıkayın.
8. Alabiliyorsanız organik gıdalar alın.
Yazarlar Hakkında: Maureen Hawke, Learning Connections, Brisbane’den nöro-gelişimsel eğitim uzmanıdır. Beslenme, refleks, duyusal motor tedavileri gibi öğeleri kullanarak davranışsal ve öğrenme sorunları olan çocuklara başarıyla destek olur. Dr. Jane Williams KindyROO Global Genel Müdürüdür. Aynı zamanda James Cook Üniversitesinde Kıdemli Okutmandır.

W Oturuşu

KindyROO ve GymbaROO ziyaretlerim sırasında bazı çocukların “W” şeklinde –diz üstünde oturur gibi ancak ayaklar yanlara açık– oturduklarını gördüm ve belli ki ebeveynler bu oturuş şeklinin uzun vadede gerek yürüme ve koşma problemleri ile duruş problemlerine yol açabileceğinden haberdar değil. Bu makale Sensory Integration International’den Violet Maas tarafından daha önce yazılmış ve yayınlanmış bir makalenin üzerine yazılmıştır.

Çocukların oturma şekli ayakta duruşları ile kaslarını dengeli ve koordineli kullanmalarına etki eder. Bebekler sürünmeden emeklemeye geçerken dizleri üzerindeyken bu oturuşu yapabilirler, ancak yürümeye başladığında bu oturma şekli kullanılmamalıdır. Yürümeye başladıktan sonra da bu şekilde oturmaya devam eden çocuklarda zayıf kas tonlaması veya aşırı hareketli eklemler görülebilir. Çocuğun “W” şeklinde rahat oturabilmesi için kaslar ve kalça çevresindeki bağlar normale göre daha yumuşak olur, ve daha esnektir. Ancak bu pozisyon eklem gelişimi ve işlevi için sağlıklı değildir.

Doğumda kalça kemiği yuvası yoktur ve femur (uyluk kemiğinin yuvarlak başı) kalçada daha sonra yuva olacak sığ bir çöküntüye dayalı olarak durur. Çocuk 12 aylık olana kadar bu yuva şeklini almaz. Bu yuva femurun kalça kemiği üzerinde hareketi ile oluşur. Bu “oyma” işlemi gelişimin ilk yılında olur. Bebek ilk önce karın üzeri süründüğünde femur kalça kemiğine yandan etki eder ve çocuk emeklemeye başladığında dik olarak gelir, bu sayede kalça kemiğindeki yuva ayağın farklı taraflara sorunsuz hareket etmesini sağlar. Uzun süre “W” şeklinde oturuş bu yuvada daha sonradan hareket problemi veya ağrı yaratacak şekilde iz oluşmasına sebep olur.

Uzun süre “W” pozisyonunda oturan çocukların kalçaları içe döner ve bu dizdeki eklemlerin dışa dönmesine sebep olur. Bu içe basma problemi oluşturur. “W” oturuşu ayrıca parmak üzerinde yürüme ve düz tabanlığın nedenidir. Ayakların arkasındaki uzun kasların (hamstrings) sıkılaşmasına sebebiyet verir. Uzun süre “W” şeklinde oturan çocukların ayakta duruş şekillerinde de problemler oluşur, eğik omur buna bir örnektir ve denge koordinasyonu büyük ölçüde etkiler. Kas tonlaması çok iyi olan çocuklar bile bu oturma şekline dönerse problemler oluşmaya başlar.

Ne yapılabilir

Bacaklardaki ve sırttaki kasların tonlanabilmesi için çocuklarınıza egzersizler yaptırın:

  • Emekleme: Çocuklarınızın emeklemeleri için tüneller koyun.
  • Tırmanma: Ayakları güçlendirir, ayak altı kemerinin gelişimini sağlar ve bacaklardaki kas tonlamasını geliştirir.
  • Kalça egzersizleri: Fış fış kayıkçı gibi kalça sabit, dizler bükük ve ayak parmakları sizinkilere değecek şekilde kalçalarını hareket ettirecek eğlenceli oyunlar
  • Yerde ayaklar düz olacak şekilde kütük yuvarlanmaları: Çocuğunuzu bir battaniyeye sararak (kafası açıkta olacak şekilde) yerde yuvarlayıp bu hareketi eğlenceli hale getirebilirsiniz.
  • Bacaklara masaj yaparak kas tonlaması ve eklemlerden beyne giden mesajları geliştirebilirsiniz.

Eğer çocuğunuz “W” şeklinde uzun süredir oturuyorsa

Bacaklarındaki ve sırtındaki kaslar daha sıkı ve kısa olacaktır, kızılderili oturuş şekline geçirin Ayaklar önde ve çapraz olacak şekilde otursunlar. Dizler yanlara açık olsun. Bu şekilde her gün oturmak bacak içindeki kaslarında esnemesine yardımcı olur. Kısa bir tabureye veya bir yastığa oturmak da “W” oturuşuna alternatiftir.

Bu yeni oturuş onlara yorucu geliyorsa, sandalye veya kanepeye sırtlarını verecek şekilde oturabilirler. Önce kısa süre otururken, süreyi her seferinde arttırarak kızılderili oturuşuna alışmalarını sağlayabilirsiniz. Diğer bir otururken yerçekiminin egzersiz yapmanıza yardımcı olduğu pozisyon da ayak tabanlarının yerde olup dizlerin yana açılmış şekilde oturmadır. Ayak tabanları yerdeyken dizleri yukarı aşağı oynatarak “kelebek” yapın.

Alt sırt kaslarını esnetmek ve güçlendirmek için çocuklar sırt üstü yere yatarlar ve dizlerini göğüslerine çekerler ve ayaklarını yere değdirmeden sağa sola hareket ettirirler. Bir uzmana yönlendirmek de gerekebilir.


—Dr. Jane Williams

Adjunct Senior Lecturer, School of Nursing and Midwifery, James Cook University PhD, BMgt, Cert Tertiary Teaching, RN (Paeds), Certified INPP Practitioner, Certified ILS Practitioner GymbaROO-KindyROO Neuro-development Consultant

Sebze Yemek ya da Yememek!

Çocuğunuz da böyle mi düşünüyor? Çocukların yemek saati çok eğlenceli olabildiği gibi hiç beklenmedik bir anda 180 derece dönerek hayatı zorlaştırabilir.

Maureen Hawke, “İlk Yıllar: En İyi Beslenmeyi Oluşturmak” adlı makalesinde besinler ve çocukların besinlerle olan sağlıklı ilişkisi için fikirler veriyor.

İlk Yıllar: En İyi Beslenmeyi Oluşturmak

Çocukların ne yediği nasıl gelişeceklerini ve ne öğreneceklerini etkiler, ebeveynlerin çocukların ne tür besinler almaları gerektiği hakkında çok kısa bir dönem söz hakları vardır. Bebeklikte bir kere şekerli, tuzlu veya yağlı besinlerin tadını alırlarsa gerçekten ihtiyaçları olan besinlerin yerine genelde bu tarz yiyecekler yemeyi tercih ederler. Her ne kadar genelleme yapmak doğru olmasa da çocuklar kendilerine sunulan besinleri yemeyi öğrenirler ve daha sonra ne isterlerse onu yemek isterler. Çok fazla yemek çocuğun gerekli besinleri almasını tehdit eder.

  • Yemeği ödül olarak vermeyin.
  • Çocuk yeteri kadar yediği sinyallerini vermeye başladıktan sonra daha fazla yemek yedirmeye çalışmayın.
  • Yemeği davranış veya ruh halini değiştirmek için kullanmayın. Ruh haline göre verilen besinler onların besin alma zamanlarını açlık veya tokluk durumlarına göre kontrol etmelerini engelleyebilir.
  • Açlık hissetmesinden korkmayın.
  • Keyfi yemekleri bırakın, düzenli yemek saatleri olsun.
  • Yemek yemeyi bir savaşa döndürmeyin, siz yemeği seçersiniz onlar ne kadar yiyeceklerini seçer.
  • Israrcı olun, yeni bir yemeği en az 10-15 defa vermeyi deneyin.
  • Söylediklerinizin arkasında durun ve yapın.
  • Çocuklar “hayır” diyerek ne yiyeceklerinin kontrolünü ele alır.

Zor beğenen çocuk

Seçici çocuk doğar mı yoksa yaratılır mı? Yemek seçen çocukların böyle olmalarının birkaç nedeni olabilir:

  • Çinko eksikliği: Birçok çocukta çinko eksikliği görülebilir ki çinko önemli bir besindir. Bunun neticesi seçici yemek ve az iştah olur. İşlenmiş tahıllar, beyaz ekmek, makarna, krakerler çinkoyu tüketir. Çinko eksikliği koku, tat ve doku algılamasını negatif etkiler. Çinko eksikliği ile damak tadı da değişerek gerekli ve yararlı besinlerin alınmasını önleyebilir ki bu durum çinko eksikliği giderildikten sonra bile algısal hafızanın alışkanlığı nedeni ile devam eder.
  • Algısal nedenler: Görünüşü, sunumu, kokusu, dokusu, rengi veya tabakta diğer hangi besine dokunduğu bile seçiciliği oluşturabilir. Bazı çocuklar fark edilmesi çok zor olan farklılıkları bile anlayıp en ufak değişikliğe bile çok tepki gösterebilir (örn. ekmek değişikliği). Tat, koku ve besininin ağızda yarattığı his tamamen yemek seçimini etkileyebilir.

Yemek seçen ebeveynler de bu huylarını çocuklarına geçirebilir. Çocuk yemeği reddederken de nazik olmalıdır. Beğenmeme hareketleri yerine basit bir “hayır” veya “hayır teşekkür ederim” olmalıdır. Nazik “hayır” daha fazla “evet” dedirtecektir.

Çocuğum sebze yemiyor!

Çocuğunuza sebze yedirmek için baskı yapmayın, tehdit etmeyin veya rüşvet vermeyin. Baskı yapar veya rüşvetle yedirmeye çalışırsanız çocuğunuz o yemeği daha az sevecektir. Sizi yerken görsünler, zaman içinde onlar da merak edip ufak bir parça yiyerek tadına bakacaklardır. Yutmayabilirler, ebeveynler bunu genelde sevmediler diye yorumlar.

Tatlıları pazarlık amaçlı kullanmayın. Pazarlık ettiğinizde çocukları tatlıların sebzelerden daha iyi olduğu kanısına vardırır. Eğer tatlı yemek için önce sebze yemek gerekiyorsa o zaman tatlılar süper olmalı!

Çiğnemek neden önemlidir

Birkaç dişin olması çiğnemek için yeterlidir. Ağız problemi olan çocuklar çene kaslarının zayıf olması nedeni ile çiğnemeyi sevmediklerinden (!) sıvı besinleri tercih edebilir. İşlenmiş günümüz besinleri çiğnemeyi gerektirmeyebilir. Besinleri ağızda çiğnemek çeneyi geliştirdiği gibi dişlerin düzenli çıkmasını da sağlar. Çiğ besinlerin tüketildiği toplumlarda çiğneme daha fazla olur ve dişler daha düzenli olduğundan ağız telleri daha az görülür. Ayrıca çiğneme östaki kanalını da açıp kapattığı için (kulak ve burun arasındaki kanal) bu çocuklarda daha az kulak enfeksiyonu görülür.

Bazı temel noktalar

  1. Taze her zaman en iyisidir.
  2. Organik, işlenmişten daha iyidir.
  3. Çocuğunuzun yemeğini kendiniz yapın.
  4. Suni renklendirici ve suni tatlar içerdiklerinden ve davranış bozukluklarına yol açabildiklerinden dolayı işlenmiş besinlerden kaçının (liste aşağıda verilmiştir).

İşlenmiş besinler genelde şeker yüklüdür ve lifli gıdalar ve tahıllar, sebze, meyveler ve et, tavuk, balık ve fasulye mercimek gibi proteinli besinler alınabilecekken açlığı bastırır. Ancak bazı durumlarda meyveler bünyelerinde yüksek miktarda salisilat ve amino asit bulundurduğundan hassas bünyeli çocuklarda davranış bozukluklarına da yol açabilir. Meyve suyu içirmek yerine meyvenin kendisini yedirmeyi tercih edin. Meyve suyu aynı zamanda açlığı gidereceği için suyu tercih edin.

Besin seçiminde ve diyette en iyi kontrol

Okul öncesi yıllar çocuğunuzun beslenme alışkanlıklarına en rahat müdahale edebileceğiniz yıllardır. Bu zamanı taze gıda tüketimi alışkanlığı kazandırmak için harcayın. İşlenmiş gıdalardan kaçarak çocuğunuzun bağışıklık sistemi ile birlikte beyin gelişimlerine destek vermiş olursunuz. Beyin sağlıklı bir şekilde beslendiğinde gelişim, öğrenme ve hatırlama çok daha kolaylaşır ve çocuğunuzun davranışı ve uykusu düzenli olur. Bunların aksi olduğunda çocuk, çabuk hastalanabildiği gibi, gelişim bozukluğu ve davranış bozukluğu gösterebilir.

Reflü, kolik, sık antibiyotik kullanımı, kabızlık, uyku problemi ve alerjiler gösteren çocuklarda gelişmemiş sindirim sistemi veya besinlere karşı hassaslık olabilir. Yemek yemek onlara problem yarattığı için içmeyi tercih edebiliyor olabilirler.

Besin dedektifi olun

Genel sağlık sorunları veya davranış bozuklukları besin alerjileri, hassasiyet, veya beslenme yetersizliği sonucu oluşabilir. Çocuğunuzda bu problemlerin oluşmaması için besin dedektifi olmanız gerekebilir. Çok fazla çeşitte beslenme şekli ve bilgisi karışıklıklara yol açabilir. Bir diyetisyene danışmak iyi bir başlangıçtır. Yapılan araştırmalar günümüz çocuklarının sağlıklarının ebeveynlerine göre daha problemli olduğunu göstermekte. Sağlıklı yaşam erken çocukluk döneminde edinilen düzenli beslenme alışkanlıkları ile olur.

Problem yarattığı bilinen katkı maddeleri ve koruyucular

İsim Paket üzerindeki numarası
Günbatımı sarısı 110
Tartrazine 102
Carmoisine 122
Ponceau 4R 124
Sodium Benzoate 211
Ribonucleotides E635, 627, 631
Sorbates 200-203 (soslar)
Benzoates 210-213 (gazlı içecekler)
Sulphites 220-228 (kuru meyveler)
Nitrates, nitrites 249-252
Propionates 280-283 (ekmek)
Antioxidants 310-321 (yağlar)

Yazar: Maureen Hawke Nörolojik gelişim terapisti olup, Brisbane’de bulunan Learning Connection Centre’in direktörüdür. 30 yılı aşkın bir süredir, öğrenme bozukluğu çeken, odaklanma problemi olan, veya gelişimsel gecikme gösteren çocuklarla bütünsel bir yaklaşımla çalışmaktadır. Avustralya’da ve dünyada eğitmenlere konusunda eğitim vermektedir.

___

photo created by freepik – www.freepik.com

Motor Planlama – Yeni Becerileri Nasıl Ediniriz?

Motor planlama, beynin bir fikri düşünebilme, daha sonra bir dizi alışılmadık eylemi hazırlama ve bu eylemlerde bulunma yetisidir.

Araba kullanmayı öğrenmeye başladığınız günleri anımsayın. (Hele ki manuel vitesli arabalar!) Hiç bakmadan vites değiştirmeyi, ayağınızı debriyajdan frene, frenden debriyaja geçirmeyi öğrendiniz! Sonra istenilen yerde durabilmek için frene ne kadar basacağınızı, yollardaki tümseklerden sakınmak için direksiyonu ne kadar çevirmeniz gerektiğini çalışmanız gerekti. Ama bununla kalsa yine iyi! Sürekli olarak hareketlerinizi ölçüp biçtiniz; “bir sonraki sefere vites, hız, yön veya zamanlamamı değiştirirsem acaba daha iyi mi sürerim” diye hep düşündünüz. Araba kullanmayı iyi bilen birçok insana göre bu hareketler artık otomatiktir, motor planlama başarılı bir biçimde yapılıyordur. Ama trafiğin ters olduğu bir başka ülkeye gidildiğinde, motor planlamanın aslında ne işe yaradığı hemen anlaşılabilir; çünkü böyle bir durumda beyin hemen bu alışılmadık hareketler kombinasyonuyla mücadele etmeye başlar!

Bebekler için de aynı şey söz konusudur, başarılı bir şekilde motor planlama yapmak, öğrenilen bir beceridir. Marianne Schriever, “Motor Planning – What does it involve?” (Motor Planlama – Neleri kapsar?) başlıklı makalesinde, bu süreci ve gelişmenin her evresinin çocukların motor planlama yetisi üzerinde nasıl etkili olduğunu zekice tarif ediyor.


Motor Planlama, çocukların bir hareket veya eylemi gerçekleştirmek için düşünsel strateji kurma yetisidir; bunlar merdivenleri inmek, tişört giymek veya bir şekli kesmek türünden eylemlerdir. Çocuklar beyinlerinde programlanan hareket modellerini sıralı olarak geliştirir; yani emeklemeden yürümeye doğru giderken, bu da daha ileri seviyedeki öğrenme için yeterli olmaz. Beyin, motor planlama yapma ihtiyacı duyar.

Motor planlama, bir dizi kabiliyet içerir; bunlar arasında hareketi ve hareketteki hataları görsel olarak algılama, tepki seçimi ve kendini düzeltme hareketleri bulunur. Hareketler yeterli bir biçimde zamanlanmalıdır ve dikkat ve konsantrasyon da ayrıca gereklidir.

Yaşamın ilk altı ayındaki birçok hareket otomatik olarak gerçekleşir. Bebek bundan sonra planlamasını gerektiren hareketler yapmaya başlar. Bileğini çevirerek elini döndürebilir; bu sayede nesneleri kontrol edebilir ve oyun oynayabilir. Her yeni oyun faaliyeti daha fazla motor planlama ve duyumsal katılım gerektirir. Bir bebek sekizinci ayında, basit şeyleri bir araya koyup dağıtmaya yetecek ölçüde el hareketlerini planlayabilir. 12 aylık bir bebek, nesne seçebilir veya iki nesneyi birbirine vurabilir. Bu sayede, bir dizi hareketi düzgün sırada planlamayı ve gerçekleştirmeyi öğrenir.

İkinci yılda, çocuk yürümeyi, konuşmayı ve daha karmaşık eylemleri planlamayı ve bunları daha etkin bir biçimde gerçekleştirmeyi öğrenir. İlk yılda gerçekleşen duyumsal-motor entegrasyon, çocuğun öğrenmesine yardımcı olmuştur. İkinci yıla kadar, kendisine dokunulduğunda dokunulan noktayı ayırt edebilir; cildinde hissettiği duyumlar, vücudunun sınırlarını ona gösterir. Vücut duyumlarını iyi eklemleyemeyen çocuklar bedenlerinin nasıl yapılanmış olduğunu veya herhangi bir parçasının ne işe yaradığını tam olarak hissedemez.

İkinci yılında çocuk, vücudunun nasıl çalıştığı ve çevresinin işlevinin nasıl olduğu konusunda daha fazla duyumsal farkındalık edinmek için çok sayıda hareket çeşidi geliştirir. Doğal olarak her şeyi keşfeder. Eğer çocuk her şeye karşı ilgili değilse, ebeveynler bundan endişe duymalıdır. Bu yaştaki çocuklar sallanmayı ve bir yerlere binmeyi, yerçekimini öğrenmeyi, vücudun farklı uzuvlarının nasıl çalıştığını, birbirleriyle nasıl bir etkileşimleri olduğunu, yapabilecekleri ve yapamayacakları şeyleri, neyin iyi neyin kötü bir his verdiğini bilmek isterler. Tüm bu duyumsal-motor bilgiler, beyinde iç duyumsal bir vücut algısı oluşturur. Motor planlamada kullanılmak üzere çocuk beyni binlerce bilgi parçası biriktirir.

3 ve 7 yaş arası dönem, etkin bir motor planlamanın gerçekleşmesine yönelik duyusal bütünleşmenin kritik bir dönemidir. Çocuğun içgüdüsü, onu aktifleştirir ve vücuduyla birçok şey yapmayı öğrenir. Uyumsal tepkileri gittikçe daha karmaşık bir hale gelir ve her bir uyumsal tepki, çocuğun duyusal bütünleşme kapasitesini arttırır. Denge, el-göz koordinasyonu ve bir dizi hareketin planlanma becerisi iyileşir. Tehlikeli şeyler dener ve böylece kendi duyusal-motor yetisinin sınırlarını öğrenir. Çocuk parkları, çocukların motor planlamayı geliştirme ihtiyacını karşıladıkları en gözde yerlerdir.

3-7 yaş arası dönemde, çocuk çatal bıçak, makas veya kalem kullanmayı öğrenir. Her bir görev, daha önceki faaliyetler esnasında beyinde depolanmış olan duyusal bilgilerin kullanımını gerektirir. Üzerinde fazla durulmasa da, motor planlama ayakkabı giyme, ekmeğe yağ sürme veya kum kazma gibi faaliyetler için gereklidir. Entelektüel, sosyal ve kişisel gelişim için gereken duyusal-motor zekâyı çocuğa kazandırmak için, yedi yıllık duyusal-motor deneyimi gereklidir.

Motor planlama, çocuğun alışkın olmadığı bir göreve uyum sağlayabilmesini ve bu görevi otomatik olarak yapabilmesini sağlayan duyusal süreçtir. Motor planlamanın en önemli gereklilikleri, doğru dokunma duyusuna sahip bir vücut algısı, görsel, işitsel, propriyoseptif ve vestibüler bilgidir. Çocuk kendi bedeninin iyi bir iç haritasına sahip değilse, alışılmadık hareketleri yönetemez ve bunları öğrenmesi uzun zaman alır. Çocuk bu nedenle sakar veya dağınık olabilir ve kafa karşıklığı yaşayabilir.

Beceri, çocuğun öğrenebilmek için motor planlama yaptığı bir şeydir. Ayakkabılarını bağlamayı öğrendiğinde, parmaklarına ve bağcıklara dikkat göstermek durumundadır. Bu dikkat motor planlamadır. Birkaç kez başarılı bir biçimde bağcığı motor planlayarak attıktan sonra bu bilgi beynine yerleşir ve bir beceri halini alır. Bir beceri öğrenildikten sonra, motor planlamaya ihtiyaç kalmaz. Beceriler beynin genel işleyişine entegre olur ve spontane bir biçimde ortaya çıkar.

Motor planlama, beyin işleyişinin duyusal-motor ve düşünsel yönleri arasında bir köprü oluşturur. Çocuklardaki en yüksek ve en karmaşık işleyiş biçimidir. Ebeveynler çoğu zaman bir çocuğun oturma veya yürümeyi ne kadar çabuk öğrendiğine ama diğer yandan giyinme, boyama, yapboz yapma, kağıt katlama ve daha sonra okuma-yazma öğrenirken sorunlarla karşılaşmalarına şaşırır. Bunları yapmak için ne kadar çok motor planlama herektiğini bilmezler.

—Marianne Schriever (KindyROO/GymbaROO Eğitmeni, Erken Dönem Çocukluk Nöro-Gelişim Danışmanı)

Web Tasarım Düzenleme